4 Ocak 2018 Perşembe





GİRİŞ :)


Son zamanlarda okuyup aşırı derecede etkilendiğim kitap her ne kadar Azra Kohen / Aeden ve sonra da sevgili Kübra Saatçioğlu / Ayahuasca Yolculuğu olsa da bugün Osho / Yaratıcılık kitabıyla ilgili yazıcam. 


Son bir kaç aydır içimde tanımlayamadığım bazı hisler var. Sanki birşeyler, çok güzel, pırıl pırıl, yepyeni, devrim gibi şeyler olucak ama daha olacaklarla ilgili hiçbir fikrim yokmuş gibi. Ama doğru yerde durmam lazımmış da olmasına zemin hazırlamam lazımmış, izin vermem lazımmış gibi. 


Çok güzel. Çok tanımlayamıyorum ama son zamanlarda tüm hücrelerim bu duygularla dolu.


Bu kitabı da 2014 yazında izinliyken, kabak koyunda tatildeyken okumuştum ve çok çok çok sevmiştim. Altını çizdiklerimi hatırlamaya ve içimin hayal ettiğim şeylerle dolmasına ihtiyacım olduğu için de bu kitapla ilgili yazı yazmama engel olamıyorum.


Biraz uzun bir yazı olucak, didik didik her altını çizdiğimi yazmak istiyorum.


GELİŞME :)


(Kitaptan alıntılar yapmadan önce minik bir önbilgi yazmak istiyorum buraya ki hep hatırlayabileyim.


Kitapta sürekli eylem ve aktivite karşılaştırması var. 

Eylem; kendiliğinden, doğal akışıyla olan, aktivite ise; düşünerek ve karar verilerek yapılan yani bir nevi gerekiyor diye veya zorla yapılan gibi.)


...


Yaratıcı insan içsel bir kavrayışa sahiptir. Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın.


...


Bilgeliğin özü doğa ile uyum içinde olmaktır. Doğa ile uyum içinde ol. Ne zaman evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olursan, o zaman bir şair, bir ressam, bir müzisyen, bir dansçı olursun.


...


Gerçek bir yaratıcı insan ünlü olmaya veya beğenilmeye en ufak bir değer bile vermez. Buna gerek yoktur. 

Yaptığı işte o kadar büyük bir doyum yaşıyordur ki, kendi özüyle ve bulunduğu konumla o kadar uyum içindedir ki, herhangi bir arzusu söz konusu değildir. Yaratıcı olduğun zaman arzular kaybolur.


...


Benlik bilincinde olmak, bilinçsiz olmaktır. Bu ikilemin çok iyi anlaşılması gerekir.Benlik bilincinde olmak bilinçsiz olmaktır ve benliksiz olmak, ya da ben bilincinin olmaması, bilinçli olmaktır. Ortada bir ben olmayınca, bu küçük, minik benlik kaybolunca, asıl büyük benliğe ulaşıyorsun. Buna ister yüce benlik de, ister tüm şeylerin benliği.


...


Bütüne karşı savaşmak deliliktir. Çatışmadan ancak mutsuzluk çıkar. Eğer mutsuzsan bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin. Ne geçmiş, ne sosyal yapı ne de ekonomik sistem sana yardımcı olabilir. Kendin olarak kalmaya devam ettikçe de mutsuz olacaksın, hangi dünyada olursan ol mutsuz kalacaksın.


...


Öncelikle varoluşla olan bu çatışmayı bıraktığın zaman, temel değişim başlar. 


...


Bir şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır. Doğal olarak yap, her zaman mükemmel olur. Doğa mükemmeldir. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan, onu yok ediyorsun. Doğal olduğun zaman, olayları akışına bıraktığında, Tanrı arkandadır.


...


İnsanlar senin hakkında bir şey söylediği zaman, aslında kendilerini anlatıyor.


...


“Ben sadece kendimim. Kendim hakkımda bir yorumum yok. Buna ihtiyaç duymuyorum. Sadece kendim olduğum için, bu ne anlama gelirse gelsin çok mutluyum. Kendim olmak beni mutlu ediyor.”


Kimse senin hakkında bir şey söyleyemez. İnsanlar ne derse desin kendileri hakkında konuşur. Ancak sen hemen korkarsın çünkü o sahte merkezine yapışıyorsun. O sahte merkez başkalarına muhtaçtır ve o yüzden sen sürekli başkalarının hakkında neler söylediğine bakarsın. Başkalarının izinden gidersin, sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. Bu intihar gibi birşeydir.


...


Herkes güçlüdür çünkü herkesin kökü Tanrıya, varoluşun kaynağına dayanır. Bunu unutma. Ancak bu güç sadece dalga kendisinin büyük ve sonsuz bir okyanusun parçası olduğunu bilirse ortaya çıkabilir. Eğer dalga bunu unutursa çok zayıf olur. Ve bizim unutma fabrikamız çok iyi çalışır. Çok bariz olan şeyleri kolay unuturuz.


Sen tıpkı Tanrı gibisin. Senin doğan ile Tanrının doğası aynı.


...


Edilgenlikte ego var olmaz. Ancak bir çatışma durumunda varolabilir. Duyarlı olduğun zaman hayalgücün birden inanılmaz güçlü olur.


...


Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil, daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. Daha sessiz kalmalı, düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın. Daha az zihin, daha fazla kalp olmalısın. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın; yaşam adındaki sihirin, TANRI OLAN SİHİRİN, YEŞİL AĞAÇLARDA, KIRMIZI ÇİÇEKLERDE OLAN SİHİRİN, İNSANLARIN GÖZLERİNDE BULUNAN SİHİRİN... Sihir her yerde yaşanıyor. Herşey ayrı bir mucizedir.


...


Yaratıcılık işte budur; bütünle uyum içinde nefes almak. Bir çok şey kendiliğinden olmaya başlayacak. Kalbinden keyifli şarkılar akmaya başlayacak. Çamura dokunacaksın ve o bir nilüfere dönüşecek. O zaman bir simyacı olabileceksin. Ancak bu sadece zekanın büyk uyanışıyla kalbin büyük uyanışıyla gerçekleşebilir.


...


Yaratıcı ol. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. İnsan çok şey yapmak zorundadır. Ama herşeyi yaratıcı şekilde yap. KaLbini vererek yap. O zaman işin ibadet olur.


...


Eğer sevgi doluysan, bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. Hiçbir şeyi itip kakma. Seyret, iletişim kur, yardım etmelerini sağla. O zaman enerjiyi korursun.


...


Şu temel şeyi öğren; ne yapmak istiyorsan onu yap. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme. Bu dilenciliktir. Neden birisi tanınmayı istesin? Neden kabul edilmek için çabalasın ki? Kendi içinin derinliklerine bak. Belki yaptığın işi sevmiyorsun. Belki yanlış yolda olmaktan korkuyorsun. Kabullenilmek doğru olduğunu hissetmene yardım edecek. Sorun her zaman senin içindeki duygulardır.


Aptallar tarafından saygı görmek için, onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın.


...


Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolununu takip edersen, asla yaratıcı olamazsın.


...


BİLGİLİ İNSAN ASLA ÖĞRENMEYE HAZIR DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ O ZATEN BİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜR.


...


Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var; sonsuz alana, bütün gökyüzüne, bütün yıldızlara ihtiyacı var. Ancak o zaman özündeki kendiliğindenlik büyümeye başlar.


...


Resim, heykel ya da ayakkabı yapman hiç önemli değildir. Bahçıvan, çiftçi, balıkçı, marangoz olman önemli değil. Önemli olan tek şey var; Yarattığın şeye ruhunu koyabiliyor musun? O zaman yarattığın ürünlerde sanki Tanrı’dan birer parça bulunur.


Yaratıcılık; işten, meditasyon gibi keyif almaktır.


Anlayışlı bir insan, sürekli yaratıcıdır. Yaratıcı olmaya çalıştığından değil. Oturuşu yaratıcı bir eylemdir. Oturmasını izle. Hareketlerinde belirli bir dans, belirli bir gurur görürsün.


...


HAYATI SEV, HAYATA GÜVEN. O ZAMAN HAYAT SANA İHTİYACIN OLAN HERŞEYİ VERECEK, SENİ KUTSAYACAKTIR.


...


Bırak yenilik içine işlesin. Bırak yenilik gelsin ve kalbini titretsin.


...


Gerçek yaratıcılık anılardan değil, farkındalıkta ortaya çıkar.


...


Eğer zihninde bir kitap varsa, onu yazıp kurtulman gerekir. O yüzden yaratıcı insanlar, neredeyse her zaman delirir.


...


Eğer sessiz, dingin ve keyifli olmana yardımcı oluyorsa, o gerçek sanattır. Eğer sana bir kutlama veriyorsa, içini kıpırdatıyorsa... Başkasının sana katılıp katılmaması hiç önemli değil. Eğer seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa, o gerçek sanattır. Eğer bir meditasyona dönüşüyorsa, gerçek sanattır. Eğer içine gömülüyorsan, egon kayboluncaya kadar içine emiliyorsan, o gerçek sanattır.


...


iç ışığın


...


HAYATININ ÖLÜ BİR AYİNE DÖNÜŞMESİNE İZİN VERME. AÇIKLANAMAYAN ANLAR OLMASINA İZİN VER. BIRAK BAZI ŞEYLER GİZEMLİ KALSIN. NEDEN GÖSTEREMEDİĞİN ŞEYLER OLSUN. İNSANLARIN SENİN BİRAZ ÇILGIN OLDUĞUNU DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAYACAK BAZI EYLEMLERİN OLSUN. YÜZDE YÜZ AKIL SAĞLIĞI YERİNDE BİR ADAM ÖLÜ BİR ADAMDIR. YANINDA BİR PARÇA ÇILGINLIK OLMASI HER ZAMAN BÜYÜK BİR KEYİF GETİRİR. ARADA BAZI ÇILGINLIKLAR DA YAP. O ZAMAN ANLAM MÜMKÜN OLABİLİR.




SONUÇ :)


Ne kadar çok şeyi arka plana attığımı hissettim de ben, herkesi neden bu kadar memnun etmek için uğraştığımı bulamadım. Evet herkes mutlu olsun isityorum. Hep de isticem ve ve hep de elimden geleni yapıcam. Zaten değişmek istiyor değilim. Bütün derdim bu zaten, değişmek istemiyorum. Ben, ben kalmak istiyorum. Şartlar ne olursa olsun, kim ne düşünürse düşünsün. Bazı zamanlar geçiyor ve hiç farketmeden değişiyor mu insan diye korkuyorum. Ve kimsenin kimsenin hayatını yaşamaması lazım, burda büyük bir yanlış var.


Eskiden beri hep inandığım birşey vardı; eğer huzursuzsan ve mutlu değilsen kendinden uzaklaşmışsın demektir. Bu yüzden merkezime döndüm. Ve biraz çevremdekilerin sesini kıstım. Doğru olanı yaptığında, bilir insan.


2018 yılı ve 34. yaşımda bazı şeylere ayıldığımı hissediyorum. Çok komik; sanki biri mektup bırakmış ruhuma ve bunu 2018e girmeden, 33 yaşını doldurmadan önce açma demiş. O zamana kadar da etrafında herşeyin yolunda gitmesinden sen sorumlusun, herkes bir şekilde memnun olsun diye didin dur demiş gibi. Pek kendi potansiyelini, zevklerini, kimliğini takma, o zaman kadar idare edicek kadar yükleme yaptık sana demiş de son zamanlarda o yüzden error vermeye başlamışım gibi :)


Her kişi bence kendine sahip çıkmaktan sorumlu. Önce ve ilk kendine. Sonra varsa yavrular; yavrulara. Ama o kadar. Diğer herkes kendinden sorumlu olmalı.


Herkesin içi pırıltılarla dolu, güçle, ışıkla dolu. 


Ben bu yıl yepyeni birşey doğurucam. (Bu doğurduğum şey bebek de olsa çok çok şahane olurdu tabii ama istiyorum istiyorum henüz yok işte napalım, bir zamanı var, zamanı gelince olucak biliyorum. )  Bahsettiğim daha farklı bir şey. Bir çeşit mini başkaldırı, isyan gibi bir şey oluşmaya başlamıştı içimde ve şimdilerde duruluyorum. Çünkü devrim gibi bir şey bu içimdeki. Sanki eski gücümü ve inancımı bir şekilde yitirmiştim ama bulmuş gibiyim. Çok şeyin etkisi oldu bunda. Aeden’in, DMT ile ilgili onca okuduğumuz ve izlediğimiz şeyin, Urla’ya taşınmanın, işlerin biraz istediğimiz gibi gitmemesinin bile faydası oldu, birçok şeyin, birçok kişinin. Ve tabii Yoda’m Serhoşkom :)


Evrenin atom altı paçacıklarına yüksek beta dalgaları gönderip yapısını bozduktan sonra, evren bir şekilde bozulan yapısını onarıyorsa ve atomaltı parçacıkların hepsi eski haline kendi kendine geri geliyorsa; burda büyük ama çok büyük bir düzen ve işleyiş var demek :) Ve ben de buna güvenerek, kendi hayatıma ve evrene güvenmeyi seçiyorum. Biliyorum olacak olan olacak ve ben korkmadan cesurca üreticem, yaratıcam, çok sevicem ve pırıl pırıl olucam. 


Hoşgeldin 2018.


Hoşgeldim 34. yaşıma :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder