1 Şubat 2020 Cumartesi

Spiritüel arayış içerisinde olan neyin peşindedir?




Spiritüel arayış içerisinde olan neyin peşindedir?

Son okuduğum kitabın bir bölümü böyle başlıyor.

Kitabın adı 'Suçluluk ve Günah' / RAMESH S. BALSEKAR. Ve ilerleyen sayfalarda şöyle devam ediyor;


Arayışta olmak sadece egonun yarattığı yanılsama ve öz irade hissi. Hayat devam edebilsin diye Tanrı'nın yarattığı hipnoz. Spiritüel arayış, o zihin-beden organizması aramaya programlandığı için gerçekleşiyor. İşte bu şekilde TAM olarak bir anlayış ile öz iradenin sadece ilahi bir hipnoz olduğunu ve bütün davranışların sadece bir zihin beden organizmasının ilahi davranışı olduğunu tam anlamak, sıkça duyduğumuz ''kendini idrak'', ''kendine varma''nın tanımıdır.


Böyle diyor.


Kitabı çok tavsiye ederim diyemeyeceğim ama değindiği bazı yerler üstüne çok düşündüğüm ve zihnimde asılı kalan bir çok şeyin yerleşmesini sağladığı için ben sevdim.

Kozmik planlar ve zihin-beden programlanma çok ilgimi çekiyor. Osho'nun Bağımsız Zihin kitabını okumuştum bu kitaptan önce de. Orda da düşüncelerimizin bize ait olmadığını çok iyi anlatıyordu. Bu kitapta da aynı şeyi farklı dille, programlanmamızla anlatıyor. 

Bu kısım burda duradursun ben şimdi bir başka 'aha moment' ımdan bahsedicem. Geçen hafta canım yeliz ablalardaydık, 1 hafta brükselde onların tatlı evinde kaldık bu arada da yakın şehirleri gezdik hep. En son dönerken trenle almanyaya geçiyorduk. Bizim kabine yaşlıca bir kadın oturdu, almandı herhalde. Kulaklıkla ritimli canlı bir müzik dinliyordu. Bize selam verdikten sonra çantasından bilgisayarını çıkardı, yanına not defterini açtı ve çalışmaya başladı. Bilgisayarının arkasında isminin baş harfi ile soyadı da yazıyormuş ben farketmedi Serhat farkıymış, hatta bir de haber ajansı ismi yazılıymış, Serhat da hemen Googledan girip baktı hem bir üniversitede öğretmenmiş hem de haber yazarıymış. Zaten yol boyunca çalıştı bilgisayarında. Bu kadar detay veriyorum çünkü saat 06.20 treniydi ve Annanem yaşında bir kadının o saatte o kadar dinamik bir şekilde teknolojiyi de kullanarak çalışıyor olması gözüme baya yabancı gelmişti :) Yolda tren ani bir hareket yapına bizim kabinin kapısı hızlıca açıldı, Serhat da kalkıp kapattı. Sonra yine aynı şey olup kapı yüksek sesle çarpınca bu sefer kadın kalktı ve çok sertçe kapattı kapıyı. Bu sefer tam kapandı kapı. Serhoşko da gülümseyerek ''you are strong'' dedi gülümseyerek, güldük karşılıklı. Hemen 1 saniye sonra kadın ''no i am not, i am used to'' dedi.


'no i am not, i am used to''


Bu benim aklıma takıldıııı. 


Bazen bazı insanları nasıl güçlü buluruz, nasıl başa çıkıyor deriz. Belki aslında sadece alışmıştır aynı şeyi yaşaya yaşaya, ya da kendimizi bir olay karşısında zayıf hissederiz. Yetenice güçlü değilizdir. Hayır, sadece biz bunu ilk defa yaşıyoruzdur ve alışık olmadığımızdan doğru tepki verememişizdir. Yani mesele güçlü olmak ya da zayıf olmak olamayabilir bazen. Alışık olmakla güçlü olmak arasında çok fark var. 


Bir tarafım rahatladı. Üstüne düşünmek iyi gelmişti, burda da dursun istedim. 






















1 yorum: