alice in wonderland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alice in wonderland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2015 Perşembe

Zamanların Arasındaki Gizli Kapılar


Minik bi yazı olsun bu;

Kimiz biz, ne yapıyoruz, ne istiyoruz, nerdeyiz. Bunları düşünmek daha heycanlı  ❤

Yaşamımızın; 'tüm göremediklerimiz' olduğunu düşünüyorum. Zamanlarımızın aralarında gizli minik kapıcıklar var. Birinden geçince kocamanız, birinden geçince minicik. Tavşan delikleri işin cabası. Bi yola çıktık. Arkamıza hiç bakmıyoruz.

Bu yolda kalp pırpırları var, hayal kapanları var, sihirli değnekler, gözlerinin içine bakıp gülümsemeler var, büyülü çaylarla dolu dükkanlar, birbirini bulan hayalperestler, bir minicik dükkanda birlikte hayaller kuran yürekler, dünyanın öbür ucuna sevdiğinin peşinden giden balkabakları,  dünyamıza yeni yeni gelen minik mavişler var.. Galaksiler kadar uzaktan gelip rüyamıza giren yıldız kümeleri, gizli mesajlar var. Yorulmadan heyecanlanmak, birbirine güç vermek var. Koşulsuzca sevmek var.

Durmadan çok sevin hayatınızı, kendinizi, yanınızdakileri. Çiçekleri, kedileri, köpekleri, bazı minicik kuşları durup dinleyin, bazı müzikleri o kadar çok sevin ki sıkılmayın dinlemekten..


❤ ❤ ❤

15 Ekim 2014 Çarşamba

geldiiiiiim :)



Geçen hafta evrenimde bi kaçak vardı, bi kara delik, bende içine kaçmış olabilirim hatta.. 

Zaman ve yer kavramım kalmamıştı. Bi şekilde toparlanamamaya ve üzgün olmaya programlanmış gibiydim. Bütün negatifliklerle ve aksiliklerle tam olarak aynı enerjide olduğum için tek tek yaşadım hepsini :P Hala düşündüğümde o burukluğu hissediyorum kalbimde, üzüntü hissettiğim her dakikama hak veriyorum ama hayat da bu işte, böyle. Umurunda da diil pek böyle şeyler. Hayat ve zaman doktorlar gibi aynı. Ellerinde diil, öyle olmak zorundalar başa çıkamazlar yoksa o yüzden hiç duygusal diiller, empati yapmakla uğraşmıyolar ve bi şekilde dedikleri gibi oluyo. Sen yine iyi oluyosun. Bizim fazlasıyla umurumuzda tüm detaylarıyla yaşadıklarımız ama onların pek diil.

Tüm o yaşadıklarımızla oluşmaya devam ediyoruz. Yaşlanmıyoruz yada eskimiyoruz, kendimiz olmaya doğru yaklaşıyoruz. Üzüntülü şeylere direndiğimiz kadar acıklı, hayata teslim olup kendimizi geliştirdiğimiz kadar hafif, olanlarla uğraşıp eleştirdiğimiz kadar aksi, gülümsediğimiz kadar dingin tipler olup çıkıcaz burdan :)

En üzüldüğüm akşam; Louise L. Hay'in Düşüncenin İyileştirici Gücü'nü aldım elime rasgele bi sayfa açtım. (İnandığım kitapların ihtiyacım olduğunda okumam gereken sözlerin yazılı olduğu sayfayı açtığını biliyorum, bunu daha orta okul yaşlarımda öğrenmiştim. ) İçinde olduğum durumla ilgiliydi sayfa, hissettiğim ve yanlış yaptığım şeyler herbir satırda yazıyodu, yazanları dinledim. Serhata da okudum. Zaman aldı tabi ama uyguladım da.

Bloglovin'de dolaştım biraz. Bikaç yazı okudum.. Weheartit'de dolaştım bikaç resim heartladım :) Serhata sarıldım bol bol.. Zor zamanlar için ayırdığım tüm kitaplarımdan birer sayfa kurcaladım. Kalın kalın çoraplarla dolaştım evde :)

Teleskopu kurcaladık bi gece; Fatmanur Teyze de geldi onikiye kadar hiç yıldız görünmeyen o mıymıy gökyüzünde (hiç kızmasın mıymıy diyorum diye o gece öyleydi) iki yeni yıldız keşfettik; Ancha ve Altarius. Onları teleskopa tanımlayıp neptün ve uranüse baktık.. Ay'ı bekledik ama gelmedi bi türlü.. Astronomi.. Yeni bi dünyamız var artık. 

Teapota geri döndüm, orası bi çeşit terapi gibi hayatımda. Tüm zorluklarına, tüm eksiklerine rağmen orası gerçek bi wonderland. Orda çay partileri, durmuş saatler, üstünde 'eat me', 'drink me' yazan sihirli şeyler, rabbit hole'lar.. Minik cüceler, devler.. Herşeyi var oranın. Hayallerinle sınırlı, sihirli bi değnek orası.. 

Bi de ne öğrendim zorla biliyomuyum :) Madem burda kendi kendime yazıyorum, kendi kendime hitap edeyim :) 

Hiçbişeyi aşırı ama aşırı derecede isteme, olunca da aşırı ama aşırı derecede sevinme nihoşko. Abart tamam, bu huyun, ama aşırı derecede yapma. Nazar değdi falan derim bazen ben de ama laf olsun diye alışkanlıktan, inandığımdan diil. Nazar ancak nazarla aynı frekansta atan yüreklere değer, korkmuyorum nazardan. Evrende hiçbişey o kadar rasgele değişebilicek basitlikte diil, rasgele basit bişey nazar. Herşey bu kadar sihirli bi dizilimdeyken, saf ve güzel bişeye nazar değemez. Buna müsade edilceğini sanmıyorum.

Ne olursan ol hayat, biraz dinlenip yine gelivericem yanına hemde yalnız diil, tüm sevdiğim kişilerle tüm sevdiğim şeylerle, içimdeki sesimi de alıp, tüm beğendiklerimle, seçtiklerimle, duydup sevdiklerimle, okuyup öğrendiklerimle gelicem tam da burda durucam.

Bu kadar yüksekte hemde :) eeen güzel yerde :)

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Benim tatlı minik piskopat hayatım :)

Benim tatlı minik piskopat hayatım :)

Hepimizin de öyle biliyorum. Kendi minik hayatlarımızı kördüğüm yapıyoruz. İçinden çıkamıyoruz sonra. Ne ediyosak kendimiz ediyoruz hep biliyoruz dimi. Kader; tamam inanıyorum ama öyle bi seçim gücümüz var ki aslında şaka gibiyiz. Ama biz seçim yapabilme konusunda diil de olana razı gelme konusunda acayip yetenekli çıktık. Nasıl bırakıyoruz kendimizi olayların akışına tembellikten mi , sıradanlıktan mı bilmiyorum. Böyle bi ‘tamam hı hı peki’ deme halideyiz başımıza gelenlere ama kabul de etmiyoruz sonra, sanki olurken orda diildik biz..

Benim tatlı minik piskopat hayatım diyodum ben :)

Benim komik bi hayatım var gerçekten çok seviyorum ama bi deli bi garip akışı var hayatımın :)  hem çok şanslıyım ben hemde zavallı minnoş durumları var hayatımın. Öyle ki sinirimi bozamıyorum bazen ‘nasıl yaa’ diye hayretlere düşmekten. Çok şükür gerçekten çok şükür :) kıymetini biliyorum hayatımın. Herşey hep toz pembe yolunda diye değil, benim hayatım olduğu için seviyorum onu. Herşeyiyle kabulüm. Uyuz bi yapısı var hayatımın herkesinki gibi ama işte gönlümü alıyo bi şekilde. Hayatımda şanslı çünkü yumuşayıveriyorum hemen :p

Yetenekli olduğum bi konu şu; hepimizin bazı zamanları bi süreliğine sıkışık ve stresli olur. Bi dönemdir hani bu, geçici olduğunu bildiğimiz için idare ederiz. İşte beeennn, yüce bıdık insan benn, böyle zor zamanlarda bikaç halt da kendiliğimden yiyip  iyice zorlaştırıyorum hayatımı sonra aşırı derecede de sakin ve cool karşılayıp sırıtabiliyorum kıs kıs :) napıyorum ben kuzum yahu?

İnsan nasıl zorluyo hayatta sınırlarını. Nereye kadar başarabilme, halledebilme bilinmezliğiyle nelere kalkışıyo :) 

Zaten düzenli aralıklarla hesap sorduğum, sorguladığım, bazen küçümsediğim bazen hayran kaldığım bu ‘yaşam döngüsü’ bu aralar benimle dalga geçer gibi. Komik tesadüfler silsilesi ya, hiç ummadığım zamanlarda öyle minik ama acayip işaretler görüyorum ki bazen.. İşte öyle zamanlarda çok samimi ve sempatik buluyorum hayatımı :) 

Hani ‘Truman Show’ diye bi film vardı, o adamcağız kaç yaşına gelene kadar anlamamıştı oncağızın hayatının bi televizyon şovu olduğunu.. İşte o filmi yazan senaristi anlıyorum ben :) seviyorum bile onu :)

Seviyorum da seviyorum işte birsürü şeyi :p

❤❤❤

not: resim önemli :)

Hepimizin de öyle biliyorum. Kendi minik hayatlarımızı kördüğüm yapıyoruz. İçinden çıkamıyoruz sonra. Ne ediyosak kendimiz ediyoruz hep biliyoruz dimi. Kader; tamam inanıyorum ama öyle bi seçim gücümüz var ki aslında şaka gibiyiz. Ama biz seçim yapabilme konusunda diil de olana razı gelme konusunda acayip yetenekli çıktık. Nasıl bırakıyoruz kendimizi olayların akışına tembellikten mi , sıradanlıktan mı bilmiyorum. Böyle bi ‘tamam hı hı peki’ deme halideyiz başımıza gelenlere ama kabul de etmiyoruz sonra, sanki olurken orda diildik biz..

Benim tatlı minik piskopat hayatım diyodum ben :)

Benim komik bi hayatım var gerçekten çok seviyorum ama bi deli bi garip akışı var hayatımın :) hem çok şanslıyım ben hemde zavallı minnoş durumları var hayatımın. Öyle ki sinirimi bozamıyorum bazen ‘nasıl yaa’ diye hayretlere düşmekten. Çok şükür gerçekten çok şükür :) kıymetini biliyorum hayatımın. Herşey hep toz pembe yolunda diye değil, benim hayatım olduğu için seviyorum onu. Herşeyiyle kabulüm. Uyuz bi yapısı var hayatımın herkesinki gibi ama işte gönlümü alıyo bi şekilde. Hayatımda şanslı çünkü yumuşayıveriyorum hemen :p

Yetenekli olduğum bi konu şu; hepimizin bazı zamanları bi süreliğine sıkışık ve stresli olur. Bi dönemdir hani bu, geçici olduğunu bildiğimiz için idare ederiz. İşte beeennn, yüce bıdık insan benn, böyle zor zamanlarda bikaç halt da kendiliğimden yiyip iyice zorlaştırıyorum hayatımı sonra aşırı derecede de sakin ve cool karşılayıp sırıtabiliyorum kıs kıs :) napıyorum ben kuzum yahu?

İnsan nasıl zorluyo hayatta sınırlarını. Nereye kadar başarabilme, halledebilme bilinmezliğiyle nelere kalkışıyo :)
Zaten düzenli aralıklarla hesap sorduğum, sorguladığım, bazen küçümsediğim bazen hayran kaldığım bu ‘yaşam döngüsü’ bu aralar benimle dalga geçer gibi. Komik tesadüfler silsilesi ya, hiç ummadığım zamanlarda öyle minik ama acayip işaretler görüyorum ki bazen.. İşte öyle zamanlarda çok samimi ve sempatik buluyorum hayatımı :)

Hani ‘Truman Show’ diye bi film vardı, o adamcağız kaç yaşına gelene kadar anlamamıştı oncağızın hayatının bi televizyon şovu olduğunu.. İşte o filmi yazan senaristi anlıyorum ben :) seviyorum bile onu :)

Seviyorum da seviyorum işte birsürü şeyi :p

❤❤❤

not: bu yazıda resim ekstra özenli seçildi :)


22 Şubat 2013 Cuma

Bıdıııııı bıdıııııı bıdııııı bıdıııııı :)

Bıdıııııı bıdıııııı bıdııııı bıdıııııı :)
Ne konuşuyorum kafamın içinde ufuuu:)
Kayıt cihazı olsada kaydetse sayın zihnimin mucittinliklerini yazsam hepsini ve bütün foyam meydana çıksa :)
Serhatım üç gündür bi eğitime katılıyo yaratıcı satış ve pazarlamayla ilgili, evde akşam bahsediyo ilgisini çeken şeylerden, çok eğlenceli konuları. Bugünkü konularını en çok sevdim ama.
Soru şu; “sizi asıl mutlu eden şey ne, gerçekten mutlu eden?”
Bi düşünsene…
Bunu işle bağdaştırmış, neden yaptığınız işi yapıyosunuz, sizi işinizde mutlu eden şey ne ki bu işi yapıyosunuza getirmiş. Bende tuttum nefesimi kendi içime daldım.
Son zamanlarda çok düşüncelere dalıyorum, çok yargıcıyım. Kendimi, işimi, tavrımı, sevdiklerimi, yaptıklarımı ve yapmadıklarımı yargılıyorum sırayla ve acımasızca. Ben oturdum yorum yapıyorum ordan, Onlar kendini savunuyo hepsi bir bir kazanıyo davalarını, gözüme giriyo :) içimde bulduğum hataları affediyorum, kusurlarıma zaman veriyorum görmezden geliyorum, hayır ama kesinlikle eleştirmiyorum, iyilerle gurur duyuyorum. Bi iç denetim gibi, herşey diken üstünde ve her an savunmaya hazır kendimi.
“Ben ve Ben” karşı karşıya :)
Bi süredir yoga academy alsancak’takiler çok sık geliyo bizim cafeye, muhabbet ediyoruz. Dün akşam aralarından biri annesiyle geldi uzun uzun muhabbet ettik, birbirini hiç tanımayan insanların aslında bilmeden birbirine karşılıklı nasıl keyif verebildiğini bi kere daha yaşadım. Ben bunu seviyorum. Çünkü genelde heryerde tam tersi var, insanlar insanlardan şikayet etmez mi genelde. Toplum böyle kurulmuş gibi. Neyse, tatlı tatlı ‘iyi akşamlar’laştıktan sonra tam çıktı, sonra kapıyı kapatıcakken geri döndü ve dedi ki;
“-alice harikalar diyarında gibi burası, bi kapıdan giriyosun ve hayat değişiyo :)”
İşte var ya, o an beni benden aldı aslında.
Bunlar sihirli sözcükler gibi çünkü benim için, gizli giriş parolası gibi, bi çeşit büyünün kelimeleri gibi daha nasıl anlatıyım biçok şeyden daha çok şey demek gibi :) mad tea party demek gibi :) follow the white rabbit demek gibi :)
İşte benim cevabım; bu duyguyu yaymak. Bunu kanıtlamak, hayata geçirmek :)
Bunun parçası olmak ❤

Ne konuşuyorum kafamın içinde ufuuu:)

Kayıt cihazı olsada kaydetse sayın zihnimin mucittinliklerini yazsam hepsini ve bütün foyam meydana çıksa :)

Serhatım üç gündür bi eğitime katılıyo yaratıcı satış ve pazarlamayla ilgili, evde akşam bahsediyo ilgisini çeken şeylerden, çok eğlenceli konuları. Bugünkü konularını en çok sevdim ama.

Soru şu; “sizi asıl mutlu eden şey ne, gerçekten mutlu eden?”

Bi düşünsene…

Bunu işle bağdaştırmış, neden yaptığınız işi yapıyosunuz, sizi işinizde mutlu eden şey ne ki bu işi yapıyosunuza getirmiş. Bende tuttum nefesimi kendi içime daldım.

Son zamanlarda çok düşüncelere dalıyorum, çok yargıcıyım. Kendimi, işimi, tavrımı, sevdiklerimi, yaptıklarımı ve yapmadıklarımı yargılıyorum sırayla ve acımasızca. Ben oturdum yorum yapıyorum ordan, Onlar kendini savunuyo hepsi bir bir kazanıyo davalarını, gözüme giriyo :) içimde bulduğum hataları affediyorum, kusurlarıma zaman veriyorum görmezden geliyorum, hayır ama kesinlikle eleştirmiyorum, iyilerle gurur duyuyorum. Bi iç denetim gibi, herşey diken üstünde ve her an savunmaya hazır kendimi.

“Ben ve Ben” karşı karşıya :)

Bi süredir yoga academy alsancak’takiler çok sık geliyo bizim cafeye, muhabbet ediyoruz. Dün akşam aralarından biri annesiyle geldi uzun uzun muhabbet ettik, birbirini hiç tanımayan insanların aslında bilmeden birbirine karşılıklı nasıl keyif verebildiğini bi kere daha yaşadım. Ben bunu seviyorum. Çünkü genelde heryerde tam tersi var, insanlar insanlardan şikayet etmez mi genelde. Toplum böyle kurulmuş gibi. Neyse, tatlı tatlı ‘iyi akşamlar’laştıktan sonra tam çıktı, sonra kapıyı kapatıcakken geri döndü ve dedi ki;

“-alice harikalar diyarında gibi burası, bi kapıdan giriyosun ve hayat değişiyo :)”

İşte var ya, o an beni benden aldı aslında.

Bunlar sihirli sözcükler gibi çünkü benim için, gizli giriş parolası gibi, bi çeşit büyünün kelimeleri gibi daha nasıl anlatıyım biçok şeyden daha çok şey demek gibi :) mad tea party demek gibi :) follow the white rabbit demek gibi :)

İşte benim cevabım; bu duyguyu yaymak. Bunu kanıtlamak, hayata geçirmek :)

Bunun parçası olmak ❤