mucize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mucize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2015 Perşembe

tek boynuzlu atlar, ormanlar, sihirli varlıklar mı?



Küçüklüğümden beri hep hayatın en sevdiğim tarafı gizli kalmış olan tarafları olmuştu. Kendim keşfettiğim, kendim anlamlandırdığım tarafları. Gerçekler değil bahsettiğim taraflar, hayal dünyaları. Hep bunların peşindeydim ben.

Çocukluğum da hep böyle geçti ama, sabah kahvaltıdan sonra sokağa çıkardık biz akşam yemeğine kadar oyun oynardık dışarda. O şanslı çocuklardanım ben. Bursada geçti tüm çocukluk yıllarım, bizim sokakta çok çocuk vardı ama biz hep Ceydayla ikimiz oynardık, saymakla bitiremiceğim kadar çok tatlı oyunlarımız vardı. Dev gibi bi hayal dünyamız vardı. Yolun kenarında birikmiş çamurlardan baraj yapardık, nereye giden en kısa yol hangisi; aynı anda aynı yerden koşmaya başlayarak önce kimin vardığına göre bulurduk, tüm en kısa yolları bilirdik, kızılderili olurduk, dallardan yay ve ok yapardık, yaprak toplayıp onları  gül yapraklarıyla parlatırdık, kar yağınca çam ağaçlarına montlarımızı giydirip bembeyaz karla kaplı yere yatıp ağzımızı açardık kar tanelerini yerdik, saatlerce arabaların üstüne yatıp bulutlardan şekiller çıkarırdık, ıvır zıvırlarımızdan stand yapıp satmıştık arka bahçede, kim almış ki :) Özdileğin sahibinin koskocaman bi evi vardı, onun arkasında arada kalmış müstakil evler vardı ama kimseyi görmezdik hiç, bahçelerinde değişik değişik taşlar olurdu, bi gün garip garip kediler dizilmiş olurdu yan yana, bi gün garip sesler duyardık etrafından gelen. Ay ne hikayeler yazardık o evlerin esrarengizliğiyle ilgili. Korku filmi çekmiştik bi defa :) Zaten düzenli mektuplaşırdık her gün tüm gün beraber olmamıza rağmen. Delilerce paten kayardık, dizlerimiz dirseklerimiz yara içindeydi hep. Çok iyiydik biz :) Kendimizce çok maymun ve şapşal bi coolluğumuz vardı sadece kendimize göre olan :) İkimizin bi adı ve grafiti logomuz vardı. Küçücüktük ama hayallerden oluşan kocaman bi dünyamız vardı aslında her çocuğun olduğu gibi.

Ben çok şanslı bi insanım çünkü ben hep çocuk kaldım. Çünkü birlikte çok çocuktuk biz, büyümemiştik hiç. Bi defa ablam vardı yanımda. Ben doğuştan şanslıydım çünkü o mavişko gözleriyle, sapsarı saçlarıyla bıdık bıdık elimden tutuyodu ben yürümeyi öğrendiğimde. En başından beri yanımdaydı sonra hep yanımda olucağı gibi. Ceyda çocukluğumun tüm tatil günleriydi, ilkokulum Ayçaydı anaokulumun ilk gününden beri. Nutellalı ekmeği ısırırken tanışmıştık :) Ortaokulum çılgın bediş Hande, lisem Hande-Hilal-Tubaydı. Üniversitem Burçin ve Aybalaydı. Kelimelerle bile anlatamam hiçbirinin bu yaşıma kadar tanıdığım herkesden ne kadar tatlı farklı olduklarını.

Ve Serhat.. Serhatı hiç bi ''zaman''la kısıtlayamam. O küçüklüğümdeki tüm hayallerimde vardı, sonra bi gün karşımda öylece duruyodu, gelip hayatıma girdi kalbimin tam ortasından geçip. Hem öncem, hem sonram oldu. Sonra birlikte hiç büyümedik onunla.

Bazı zamanlar hayat zor. O gereksiz ciddiyeti takınıyo, ne bi mimik yapıyo ne bişiy diyo sen gözünün içine bakarken. Kırılıyosun ona, o hiç oralı olmuyo. Sen çocuk olmaya, çocuk kalmaya karar vermişsin bi defa, hayallerin en güçlü yanın, ''beni biliyo aslında, neden böyle yapıyo'' diyosun. Yok. Anlamıyo. Ama ne biliyomusun, hepsi geçiyo. Zaman sihirli, sen sihirlisin. Herşey aslında güzel, anlıyosun bunu zaten sonra. Ve çoğu kişinin dediğinin aksine, iş işten geçmemiş oluyo, senden götürmemiş oluyo. Herkes böyle sıkıcı şeyler söyler çünkü. Hiç inanmam. Her an en güzel an. Hepsini bilmek güzel.

Bu günlerde birşeyleri doğru yapmaya devam ettiğimize karar verdim. Delilerce dersler alma halideyiz dimi, hem anlatılanları kaçırmadan dinlemeye çalışıyoruz hem de unutmamak için not tutuyoruz. Nerden bilebiliriz doğru yolda mıyız değil miyiz, artık çok iyi biliyorum. Bunun anlamı çok büyük benim için. Çok önceden bi yazı yazmıştım yürek pusulası ile ilgili, öncek blogumda; bisicikolmaz'da kaldı. Minicik minicik detaylarda gizli tüm yaşam. Nasıl büyüleyici herşey.

Çok heycanlı günler yaşıyoruz biz. Ben nihayet şu tozlarını aldım kalbimin, azcık zaman aldı, kolay olmuyo bazı hayalkırıklıklarını saklamaktan vazgeçip kapının yanına koymaya karar verebilmek. Ben minnoş ve bıdık 'hayalkırıklığımla' vedalaşmaya çalışıp dururken serhat maymun maymun konular araştırıp araştırıp önüme koydu. Şimdi kendimi kocaman bi bitirme ödevine başlıyo gibi hissediyorum. Tüm bildiklerimle bilmediklerimi düzenlemem lazım :) Bunun yanında Zeynoşkomla da çok heycanlı bi döneme girdik. Birsürü hayal, bir sürü plan proje..

Hem sonra tek boynuzlu atlar, ormanlar, sihirli varlıklar, periler, ışık habercileri, gezegenler ve yörüngeleri, kuyruklu yıldızlar... Bunları da düşünmem lazım, minik bi kız var içimde, minik bi oğlan da kalbimde, tüm bahsettikleri bu sihirli bişiler... Görmezden gelemem heralde :)

2015 tüm parolalarımı bildi, tüm doğru kelimeleri söyledi.

Güzel bi yıl bizimle ❤


7 Ocak 2015 Çarşamba

2015’ten mektup..



Arkana yaslan ve biraz sakinleş. 

Yorulmuş gibi de yapma öyle. 

Çok fazla çaba harcıyosan bil ki derinlerde bi yerde bişeyleri yanlış yapıyosun. Ve malesef üzülerek söylüyorum ki; demek evrenle yüreğinin arasındaki bağlantı kopmuş ve sen kaybolmuş olabilirsin. Uyum içinde değilsin. Ne işaretleri görüyosun, ne de farkındasın. Bu dev gibi bişey, aşırı derecede önemli yani. Sorun sandığın ve daha pek çok kişinin sorun sandığı şeylerin her bir tanesi çok minicik ama bu çok büyük.

Şimdi basit düşün. Bi çocuk gibi.

Ne istediğini düşün. 

Sonra onu neden istediğini düşün. 

Tüm diğer sesleri sustur, gözlerin kapalıyken sessiz bi yere git, sadece yüreğini duy. Şunu hatırla; Senin yüreğin de evrenle aynı malzemeden yapıldı. Tüm yıldızlar da. Tüm kuşların yürekleri de, tüm karıncaların da.. Tüm ağaçlar da, tüm çiçekler de.. Kelebekler de.. Kozaları da..

Serhat bişey dedi bu akşam; aslında herşey birbiriyle bağlantılı. Aslında arada boşluk yok. Bunu bi düşün.

Demek ki yapman gereken bağlantıları takip etmek. 

Bu demek değil ki bekle. Yüreğinin algılarını aç ve bağlantını aktifleştir.

Unutma; seninki de, her yürek de yıldız tozundan. Sadece bunu bilmezler. Beyaz unicorn da boşu boşuna hiçbi rüyaya girmez..

Mutlu yıllar..

❤❤❤

not: bol bol çizim yap, sulu boya, doğum günü hediyen için çok güzel bi momiji seçmişsin. #sevgiyiyay

23 Kasım 2014 Pazar

Pardooon, kendime ait bi an'a bükebilir miyiz zamanı lütfeeen

 


Burda çiziyorum, burda yazıyorum, burda tahtadan kalpler melek kanatları yapıyorum, burda hayal kuruyorum son günlerde.. Serhatla akşamları sanki akşam olmamış daha uzuuun bi gün varmış gibi burda salıyoruz kendimizi, müzik dinliyoruz, kendimizden konuşuyoruz, planlar yapıyoruz..



Herşeyi satıp gidiyoruz bazen bi sahil kasabasına, serhat çiftçi oluyo, ben ıvır zıvırcı :) Bazen de franchise zinciri kuruyoruz, ayrı ayrı departmanların CEO'su oluyoruz :) Sonra yavru kedi sever gibi seviyoruz şimdiki hayatımızı.



Kendine ait bi alan ve kendine ait bi zaman çoğu zaman çoğu şeyi çözüyo.. Uzaklara götürüyo seni sonra yine dönmene yardım ediyo.. Bazen tam olduğun yere varabilmek için çook uzaklar gidip dönebilmen gerekiyo çünkü.

Düşündüğümüz şeyleri sunar hayat bize biliyorum. Değişik bi ilüzyon gösterisi gibi çünkü zaman. Yaşadığımız çoğu şey çok kendimize özgü, çok kendi elimizden çıkmış gibi. Ya korktuklarımız ya da çok büyük tutkuyla istediklerimiz gerçekleşiyo. Aklımıza hiç gelmeyen bişey olmuyo gibi genelde, az çok bildiğimiz yerlerden.



Tamda bu yüzden sihirli değnek kalbimiz. Onu dokundurarak yaptığımız herşey zamanın ötesinde.



Nasıl bi güce sahibiz diye düşünüyorum.



Çok seviyorum sonra hayatı.



❤️❤️❤️

 

16 Kasım 2014 Pazar

göremediğimiz sihirli bişiler var evet!

Ufff hayat çok güzelsin..

Şimdilik çoğunlukla pazar günleri öylesin :) Ama biliyorum aslında sen hep öylesin, biz saçma sapan işlere kapılmaktan görmüyoruz seni.. Yaşadığımızı sanmak durumunda sanıyoruz kendimizi, yok etmek için sahip oluyoruz çok şeye. Hep de elimiz boş kalıyo ve öyle de yıllarca yaşayabiliyoruz.

Ama biliyomusun çok gelişme var bizde, herşey benim için dünyanın en güzel mevsimi olan yaz aylarında oldu hep.. Hep o sihirli yaz gecelerinde..

Tüm bir yıla yetecek kadar bıdıklık ve minnoşluk depolayabiliyoruz iki yazdır.. Herşey de kabak koynda başladı.. İzole olabilmek için bazen biraz mesafe gitmek ve uzaklaşmak gerekebiliyo medeniyetten..

Kabak koyuna daha ikinci gidişimizdi sadece ve bi gececik kalmak için gittiğimizde biz normal oda ayırtmış olmamıza rağmen tek olan ağaç evi vermişlerdi bize.. Merdivenlerle çıkılan, tüm evlerden yüksekte ve kocaman bi ağacın gövdesinde.. Çocukken hayal ettiğimiz gibi tam :) O gece ağaç evimize dönerken bi grup hippie (nadiren gördüğüm gerçekten mutlu ve hiçbişey umrunda olmayan insanlar ve gerçek hippiler) bizim evin altında gitar çalarken 'hayat sana güzel' diye bişiler mırıldanıyodu bi yandan da bıdık bıdık dansediyolardı ve ben o an evren tarafından cimcirildim sanki :) şu an bi rüya mı diye cimcirttirdim kendimi, rüya diildi gerçekti.. Bişey vardı sanki unuttuğumuz hayatla ilgili geldiğimiz yerde.. Sihirli bişiler vardı ama biz görmüyoduk.. Fonda çalan müziğin sesini kısmış, gereksiz yere kalın giyinmiş ve hızlı hızlı gidiyoduk nereye bilmeden sanki.. Biz sevimsizleştiriyoduk hayatı.. Basit düşünemiyoduk bile artık çok bilmişlikten..

O zamandan beri serhatla bi söz verdik birbirimize, kelimelerden oluşmayan sadece yürekler arası ve gözlerle anlaşılan bi söz.. Tutamadığımızda susucaktık ve gözlerimizi kapıcaktık, sadece sevgiyi düşünücektik.. O kadar, sadece sevdiğimiz şeyleri, nereye ait olduğumuzu.. Basitti çünkü bundan ibaretti hayat.. Sevdiğimiz şeyleri yapmak, sevdiğimiz kişilerle sevdiğimiz yerde yaşamak..

Pazar günlerine yeni bi anlam yükledik şimdi. Sabah erkenden uyanıp termosta çay demleyip biyerden gevrek alıp gidiyoruz.. Arkamıza bakmadan gidiyoruz sanki tatile çıkıyomuş gibi ya bi deniz kenarına, ya bi göl kenarına yada dağlardakİ minik bi köye.. Öğleden sonra insanlar kalabalıklaşmaya başlayınca biz çoktan dönüş yolunda oluyoruz bıdık bıdık evimizin yolunu tutuyoruz.. Şimdilik karagöl, şirince, meryem anaya, burhaniyeye ve sığacığa gittik.. Bisiklet aldık.. İyice retrolaşmaya kararlıyız.. Televizyonsuz radyolu hayattayız..

 

 

 

9 Kasım 2014 Pazar

unutursam fısılda ♥


Allahım nasıl tatlı bi filmdi öyle ♥


Galasında Çağan Irmak 'bi kendini iyi hisset filmi' diye tanımlamış, ne kadar doğru.. Kaç gün oldu izleyeli müziklerini dinleyip dinleyip duruyoruz serhatla :) Telefonumda 'unutursam fısılda' albümü oluşturdum direk tüm şarkılarını ekledim.. Kadrosu da müthiş ama. Çok kaliteli oyuncular, çok iyiler hepsi her anlamda.. Güzeller, zekiler, yetenekliler..


Sinemalardayken hemen gidin hemen, ama göz kalemi sürmeyin sakın ve mendillerinizi yanınıza alın.. Moraliniz hiç bozulmadan salya sümük ağlıcaksınız çünkü film bitene kadar.. Herkesten, her anısından, kendisinden bişeyler buluyo insan.. Kenan Doğulu 6 tane şarkı bestelemiş bu film için ve Zeynep Farah Abdullah kendi seslendirmiş şarkıları, nasıl da tatlı bi sesi var..


Filmde anlatılanlar  o kadar güzel, o kadar saf, o kadar tanıdık ki.. Önce hayallerinin peşinden giderken içindeki sesi dinle diyo her sahnesinde.. İnan kendine diyo.. Önce inan sonra herşey olur, ama herşey olur, sınır tanımaz inandığın hayallerin diyo için kıpır kıpır ola olan inandırıyo seni buna ♥ Tek tek de gösteriyo..


Sonra sevdiğinin elini sımsıkı tut, kıymetini bil diyo. Küs ayrılma sakın yanından diyo, kırdıysan da kalbini özür dilemeden yanından gitme hayat bu sonra bi daha göremeyebilirsin, çok sev çok sev diyo.. Yaa sevmek ne güzel ya ne güzel diyo :) Gerçek sevginin nasıl ölümsüz olduğunu, her ihtiyacın olduğunda nasıl yanında hissedebiliceğini gösteriyo.. 


Yılların nasıl da su gibi geçtiğini, hayatının nerelerden nerelere gelebileceğini gösteriyo.. Birde çok değişik bişeyi hayal ettiriyo sana.. Burda filmi anlatmamak için tutuyorum kendimi ama kendiniz izlemeniz lazım, yok yok anlatmamam lazım.. Ama yaşlandığında ve mecburen birgün hepimizin kalabiliceği gibi yalnız kaldığında ve geriye dönüp baktığında hayatın nasıl film gibi olduğunu gösteriyo..


Hiç zor diil hayal etmesi, anneni babanı düşününce bile çok garip bi duygu bu.. Gençlik hayalleri, korkuları, cesaret ettikleri, cesaret edemedikleri için neler kaçırdıkları.. İçlerinde kalanlar.. O kadar yaşanan, o kadar yıl.. Bide kendini düşününce insan, şu anda olduğumuz yıl bi gün film sahnesi gibi gelicek aklımıza.. Biz neleri yakalamış neleri kaçırmış olucaz o gün bugünleri hatırladığımızda?


İşte buna göre yaşıcam hayatımı.. Ve yanımdaki tüm sevdiklerime de hep hatırlatıcam bunu. Tüm öğrendiklerimi, tüm yaşadıklarımı o kadar çok seviyorum ki. Tüm başıma gelenleri, tüm hatalarımı, tüm iyi olduğum yanlarımı, tüm beceriksizlerimi sakarlıklarımı :)


Çok şeyi çok seviyorum ♥


Bu filmide çok sevdim, ama çok sevdim. Hümeyra bi sahnede 'yine olsa yine yaparım' diyo tüm herşeyden sonra. 


Bende o gün 'yine olsa yine öyle yaparım' demek istiyorum. 


Hayatta çok güzel şeyler var. Çok güzel insanlar var, çok güzel hayaller var, peşinden gidicek yaşıcak çok güzel hayatlar var..


Çok güzel diil mi ya ♥♥♥





21 Ekim 2014 Salı

cesaretimiz nerde?


Bazen hani birini daha önceden tanıdığımız duygusuna kapılırız ya yada bi yere gittiğimizde daha önce gelmiştim sanki buraya deriz.. Yada bi koku duyup bişiyler hatırlamaya çalışırız, neydi bu koku diye. De ja vu oldum deriz, ben bu anı yaşamıştım deriz..

İşte öyle hissettiğim bi 'dünya' var.. Ara ara tüm benliğime, her bir hücreme tek tek doluyo tüm varlığıyla, tanımlayamıyorum onu.. Sanki hücrelerimin derinlerine gömülü.. Çok iyi saklanmış, korumuş onca hayat kendini.. Biliyorum ama, daha önce yaşamışım gibi biliyorum nasıl bi duygu olduğunu onu yaşamanın.. Bütün evrenin gücü en içindeymiş gibi, istediğin herşeyi yapabilirmişsin gibi.. Sihir de yapabilirmişsin, olduradabilirmişsin, herşeyin de çaresini bulabilirmişsin gibi.. Bu içinde olduğumuzla ilgisi olmayan bi dünya, çaresizlikler, umutsuz yüzler, kabullenmiş zihinler, vazgeçmiş yürekler olmayan bi dünya.. Çekinceler, duraksamalar olmayan, gerçek bi hayat gibi..

Hayatın bi köşesinin başındayız yine bugünlerde. Köşeyi dönünce karşımıza ne çıkıcağını bilmiyoruz. Bu anı daha önce de çok kez yaşamıştık.. Ayrı ayrı da, beraber de.. Hep de bi şekilde üstesinden gelmiştik. Hayatın tam da bu olduğunu düşünüyorum. Hiç bişeyi denemeden bilemeyiz. Ama hep bi şekilde üstesinden geliriz.. Neyi beceremiceğimizi beceremeden, neyi başarabiliceğimizi de başarmadan bilemeyiz.

Geçen geceyarısı balkondaki duvarın boş bi yerinde sağ üst kısmına  suluboyayla bişiler çizdim bide şunu yazdım;

''All you need is faith, trust and a little pixie dust''

Peter Pan'dan.. Tinker Bell'in sözü, çocuklara uçmayı öğretirken söylüyo :) Çok tatlı oldu.

Peki bilenimiz var mı neden cesaret edemiyoruz hayatımızda çok şeye..

Niye bu kadar içimize işlemiş bu duygu.. Çok güzel çekiniyoruz. Geride duruyoruz. İçimize atıyoruz herşeyi. Olduğumuzun yarısını gösterebiliyoruz. Cesaret etsek neler yapabiliriz.. Cesurca elimizi tutmuyoruz kendimizin, onu orda bırakıp bi adım geri gidiyoruz çoğunda. Çok konuşuyoruz, çok biliyoruz, çok eleştiriyoruz ama az yaşıyoruz gibi.

Bide halbuki hepimiz için tek tek ayrılmış sihirli anlar var hayatta.. Cesaret edebilirsek diye bizim için varolan, yazılan ama her seferinde yaşanmayan.. En mutlu olduğumuz anlar hangileri.. Tamamen kendi bulduğumuz, ama tamamen içimizden gelen kendi hayallerimiz neler.. Ait olduğumuz yerler..

Off çok şey var, çok şey var da, oraya varmamıza da daha çok var diyorum bazen. Bilmiyorum.

O bildiğim 'dünya'nın peşinden gidicem hep. Bildiğim 'yürekler' var. Onların yanından ayrılmıcam hiç. Hiç bişeyi bilmiyorum henüz, hepsini bulucam bir bir.

Buldukça yazıcam. Yazdıkça bulucam :)

❤ ❤ ❤

resim: weheartit.com

8 Ekim 2014 Çarşamba

Mucizeler hep de tatlı tatlı giysiler giymiyo...


Kalp atışı; kalp atışı işte..

Minicik de olsa kocaman da olsa kalp atışı.. İşin içine bi minik, bi yürek girince hemen peşinden hayaller, umutlar, planlar, komiklikler, duygusallıklar, fedakarlıklar giriyo. Hele de çok istenen çok beklenen bi minik kalpse tarif edilemeyebiliyo hissedilen.. Tanımadan özlüyosun, sabredemiyosun.

Hayat da bu sırada mucizelerle dolu ama..

Her seferinde de anlayabildiğimiz mucizeler olmuyo. Sen daha başına gelişinin mucizesinin sihirindeyken bitişindeki mucizeyi kavrayamıyosun işte, algılaman her seferinde mümkün olmuyo. Ama aslında hayat çok sihirli, sadece yaratmakla kalmıyo, daha minicik bi kalpken onu besliyo, büyütüyo, onu gözlemliyo ve sorular soruyo ona;

''Burası sıradan biyer değil. Sihirli ve sınırsız. Herşeye göğüs germeye hazır mısın? İyilikler kadar kötülükler de var. Güzellikler kadar çirkinlikler. Sevinçler de var büyük üzüntüler de.. Güven de var, tehlike de.. Sağlıklı olman lazım, dayanıklı, güçlü.. Sabırlı, sakin.. Zorlandığın günler olucak, dik durman lazım.. Bu minik kalbinde taşıman lazım tüm bunları, hazır mısın?''

Buna cevap vermek her zaman kolay değil. Ama güzel yürekler, temiz kalpler yalan söyleyemez. Tutamıcağı sözler veremez. Böyle zamanlarda sessizce gider bazen.

Mucizeler hep tatlı tatlı giysiler giymiyo işte. İçindeki mucizeyi göremiyebiliyosun üstündeki başındaki tozdan.. 

Ben hiç farkına varmadan hayat tüm sihiriyle, evren tüm gizemli dizilimleriyle sessizce bi anlaşma imzalamış minik kalple, gitmiş, ben hiç hissetmemişim, hiç ruhum bile duymamış.. İçimde garip bi boşluk kalmış sadece tüm koruma içgüdümle.. Birinden herşeyin yolunda olduğunu duyma ihtiyacım ve ben başbaşa kalmışız. Bayramda  ben 'baba ya, hadi hastaneye gidip bi ultrasonla baksak ya' demişim. O da 'tamam' demiş.

Zaman alıyo işte nede olsa insanın başına geleni kavrayabilmesi. Hayat mucizelerle dolu. Hayat kadar insanın vucüdu da sihirli. Biz hiç korkmayalım hiçbişeyden, öyle bi pusula var ki içimizde doğruyu koşulsuzca gösteren. O pusula şaşmıyo hiç bizaman. Kendimize o kadar güvenelim ki her zaman, çünkü aslında yaratılışımız doğruyla yanlışı o kadar güzel ayırıyo ki. Gerçekle gerçek olmayanı, güçlüyle dayanamıyacak olanı.. Bi bu iç pusulamız bi de sevgi bizim yol göstericilerimiz.

Başına gelen her zorlukta sevdiğinle daha bağlanıyosun birbirine. Ben bazen düşünürüm kendi kendime ben serhatı nasıl bu kadar çok seviyorum, acaba önceki hayatımdan kalma bişeymi bu. Bunun bi öncesi olması lazım, bu kadar yılın eseri diil bu eskisi de var sanki gibi gelir hep :)
Bazen de; biz birlikte çok güzel bi hayat yaşıyoruz ama çok da büyük üzüntüleri çok paylaştık. Hep daha sıkı sarıldık birbirimize, güç verdik.. İşte bugünler de de biraz öyle, daha çok seviyorum onu. Daha çok ihtiyaç duyuyorum ve daha çok hissediyorum yanımda olduğunu. Işığım o...

Sinoşkom, zeynoşko, annem, babam da, yalçın, efeler de, kayhan abi de, kızlar, arkadaşlar.. 

Önceki yazımda da şöyle yazmıştım; yine tüm kalbimle katılıyorum ve aynı bitiriyorum yazımı..

Mucizeler olur..
Her dakika, her saniye, her an mucizeler olur..
Olmaz sandığımız herşey oluyo hayatta. Biz de genelde şapşal gibi "bildiğimizi" sanarız ama bilmiyoruz, çok tatlıyız o yüzden hepimiz belkide. 'Olur olur' deriz; olmaz, 'yok ya olmaz' deriz; olur.. Hiç de bozuntuya vermeyiz :)

❤️❤️❤️